Bu yol nereye gider yol bir yere gitmez içerde düz saçlara uğrar ayak üstü bir akşamüstü her plansız ürperişin sonu hüsran ve hüsran çok sanat müziği bir kelimedir yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir ...
ankaraya öyle yakısırdı ki kar asvaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar şimde ve sonra ne zaman ankara ya kar yağsa elim gönlüm çocukluğum buz tutar...
Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü Ve kim neye erse bu geçişte Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon seslerinde..... Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi Bütün fakir çocukluklarda.... Ama herşey sırasını beklerken Mukaddes bir kuytuda Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru Herhangi bir anne kadar kanguru İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma Ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda Rüyayla gerçeğin arasında Hep iyinin aşkın tarafında ve Değmediğim yerin kalmayıncaya Bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya Ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya Bu bahar aşk için hazır Hazır vazgeçmeye adının bile baş harflerinden Kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oiuşı Her şeyi biraz şakalaştıran bakışından Şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından ve bahanesi bir yürek bir et bir bedenin içine girmek! Hazır bu bahar Akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına Hazır Nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya.... Unutma baharda çiçek olan Meyvedir yaza.... Bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği Her dem taze kalsa... Yılmaz Erdoğan Buda çok sevdiklerimden bir tanesidir
Yılmaz erdoğan bu konuda çok farklı çokta severek okuyup dinlerim ...kelimelere � o kadar güzel anlamlar yüklüyorki bir anda yaşıyabiliyorsunuz olayı..